7 Haziran 2010 Pazartesi

Yolculuk


Yakın geçmişimle uğraşıyorum bu sıra. İnsanların hayatında kendime bir yer bulmaya çalışıyorum. Kayboluyorum çoğu zaman, yolumu bulamıyorum. Bu yüzden rahatsız oluyorum, rahatsız ediyorum. –huzursuzluk böyle bir şey işte albayım- Hayatıma hep bildiğim yollar üzerinde devam etmişim, meğer hep kaçak dövüşmüşüm. –hatta biliyor musunuz ben hiç dövüşmedim, dayak yedim arada bir polisten falan o kadar- Yine bildiğim gibi yapacağım biliyorum. Biraz bilmediğim yollarda dolaşıp hikâyeler toplayacağım ve sonra evime dönüp onlarla eğleneceğim, kendimce.

Gider miyim buralardan? Kim bilir, belki. Tek başıma olmaz ama bu. yanımda götürmem gerekenler var, bekleyerek, acele ederek, ısrar ederek, deneyerek, yanılarak, ama sonunda yaparak. Giderim, gideriz, belki.

6 Haziran 2010 Pazar

Kader.

O gece oturup düşündüm. Oğlum Özgür dedim kendi kendime, yolu yok çekeceksin. İsyan etmenin faydası yok, kaderin böyle, yol belli, eğ başını, usul usul yürü şimdi. O gün bugün usul usul yürüyorum işte.

Öğreniyorum ulan!

20 Yaşından Sonra Elektronik Müzik Dinlemeye Başlayanlara Öğütler.

Madde 1- Groove Armada diye bir grup var, sizin yaşınızdaki herkes bundan haberdar, öğrenin.
Madde 2- Elektronik müzik zengin müziği değildir. Youtube'da, fizy'de falan bütün şarkılar var, ayrıca başka yerlerden de indirebilirsiniz. Konserler başta biraz masraflı olsa da orada bir gruba dahil olduktan sonra (bir gruba nasıl dahil olabileceğinize dair tüyoları aşağıda vereceğiz.) davetiye falan ayarlamak mümkün.
Madde 3- Kemik çerçeveli gözlük. Önemli sanırım. Bu konuda yaptığım araştırmalar sonucu edindiğim bilgilere göre grup içerisinde daha çok indie/nerd diye tabir edebileceğimiz tiplerin bu gözlüklerden kullandığı ancak yine de ortamda alıcısının olduğu sonucuna ulaştım. Efes Pilsen One Love Festival'de bu konuyu araştırmaya devam edeceğim. Bir anket çalışması yapmayı planlıyorum.
Madde 4- Grup içerisinde kolay kabul görmek istiyorsanız eğer en az bir madde bağımlılığı (tercihen kimyasal) hikâyeniz olmalı. Hatta devam ediyorsanız daha da güzel!
Madde 5- Groove Armada diye bir grup var, sizin yaşınızdaki herkes bundan haberdar, öğrenin.



25 Mayıs 2010 Salı

Kimdi Pinochet?

"Aslında kimdi Pinochet, kapitalist ihtilaliyle ve yirmi yıl süren baskı rejimiyle Şili’ye damgasını öylesine vuran o asker kimdi? […] Ondan neden bu kadar korkuluyordu? Ona neden bu kadar hayranlık duyuluyordu? […] Öyle sanıyorum ki onu anlayabilmek için Mario Vargas Llosa’nın Teke Şenliği ya da Gabriel Garcia Marquez’in Başkan Babamızın Sonbaharı gibi romanları okumak yerinde olur, çünkü o yazarların öylesine güzel tanımladıkları o tipik Latin Amerikalı başkomutan tiplemesiyle pek çok ortak yanı vardı onun. Sert, soğuk, kaypak ve otoriter bir adamdı, bir kurum olarak orduya duyduğunun dışında sadakat kaygısından da duygusundan da yoksundu, General Carlos Prats ve daha başkaları gibi işine geldiğinde öldürttüğü silah arkadaşlarına karşı vefa duygusu yoktu içinde. Kendisinin vatanı kurtarmak için Tanrı ve tarih tarafından seçildiğine inanıyordu. Nişanlara, askeri şatafata bayılırdı; kendi kendisine manyaklık derecesinde hayrandı, hatta kendi adını taşıyan, kendi imajını sürdürüp korumaya yönelik bir vakıf bile kurmuştu. Kurnaz ve ihtiyatlıydı, köylü tavırlıydı ama istediğinde cana yakın olabilirdi. Kimilerince beğenilen, kimilerince nefret edilen, herkes tarafından korkulan bu adam, tarihimizin çok büyük bir gücü en uzun süre elinde tutan şahsiyeti olsa gerek”.
ISABEL ALLENDE

14 Ocak 2010 Perşembe

Doğru?


Hayatımdaki yanlışlar ve doğrular üzerine birkaç kelam etmek gerektiğini düşündüm. Huzursuzum ve üzerine ne kadar çok konuşursam yanlış gördüğüm şeyleri düzeltmeyeceğimi o kadar garantiye alırım gibime geliyor. Öyle tabii ki biz teori insanıyız. Zizek de “devrim üzerine o kadar çok konuşalım ki, olmayacağını garantiye alalım” derken benzer bir durumdan bahsediyor galiba. Söz gelimi hayatımda yaptığım tek doğru hareketin her şeyimi paylaşmak olduğunu düşünürken; hayatımda yaptığım en büyük yanlışın her şeyi paylaşmak olduğunu da düşünüyorum. A1 =A gayet mantıklı… Çelişkili zıtlık değil mi? Aralarında diyalektik mi var, yoksa aptallıklarımı sorgulanamayan/denetlenemeyen bilim kisvesine emanet edip tatmin mi arıyorum. Ama öyle deme; marjinal bir tutum bu, analitik değil sonuçta diyalektik düşünüyorum. Boş beleş adam değiliz vesselam. Yani şimdi doğruyla yanlış arasında çelişkili bir zıtlık varsa nasıl anlayacağız? Mühim olan ilişkiler gerçi tek başına hiçbir anlam ifade etmiyorlar. İlişkisiz değerlendirirsek şimdi onlar masum olacak ben suçlu olacağım. Hal bu ki ben kendimi aklayıp tüm suçu Doğru ve Yanlış olma durumunun kendisine atmak istiyorum. Doğru ve Yanlış söyleyin nasıl anlayacağız! Galiba anlamıyoruz, sadece inanıyoruz: “Doğru ve/veya Yanlış”.Ve/Veya çünkü zaten bilmiyorsun ikisi de olabilir neden olmasın ki… İnanmak burada da çıktı karşıma. Hal bu ki ben inançsız bir insanım. Öyle hurafelere, kapitalistlere, faşistlere, gereksiz fraksiyonlara inanmam. Muhatap da olmam. Onlar hep inanıyor çünkü hiç düşünmüyorlar. Ben köşeye sıkışınca inanıyorum sadece. Ama bazen de hayatımın 4 köşe olduğunu ve ortada sürekli beni köşelerin birine sıkıştırmak için uğraşan bir adam olduğunu düşünüyorum. Sıkışıyım da inanayım, düşünmiyim. Ya o adamı da ben yarattıysam… Olric orda mısın? Olric! (…) A1 =A. İnanıyorum öyleyse varım!