26 Ocak 2011 Çarşamba

Aldatmak


Kaynak: http://img841.imageshack.us/img841/1451/aldatma.jpg

15 Ocak 2011 Cumartesi

Bozun büyüyü, ayı boğuluyor!


Arkadaş üzerimde nasıl bir lanet varsa sorumlusu tez elden kaldırsın bir zahmet. Ne ettiysem özür dileyeceğim, yani elimden fazlası gelmez tutamayacağım sözü vermeyeyim şimdi. Yok geliyorsa onu da yaparız. Bu ne cünupluktur anlamadım gitti. Yüz kişiye sorduk: "Dışarı çıkalım mı?" aldığımız cevaplar
a)Hastayım.
b)Anam babam evde.
c)Param yok.
d)Çıkasım yok.
e)Hepsi.
Dedim tamam arkadaş zorla güzellik olmaz, bari arayalım hâl, hatır soralım değil mi, bayram değil seyran değil ama saat 21:00'den 9:00'a kadar iki bin dakikam var, sittin sene bitmez. Hayır ne akla hizmet aldım onu da bilmiyorum bu dandirik paketi ama madem şemsiye girmiş açmaya çalışalım. Aklıma gelen ilk numarayı tuşladım ki telefonun karşısındaki arkadaş "Film izliyoruz sonra ararım ben seni" diye buyurmaz mı. Cidden korktum, normal değil bu durum kursağımda düğümlenen heveslerin sayısı çoğaldıkça işin vehameti artıyor. Bir dur demek için buradan beni lanetleme girişiminde bulunan herkese sesleniyorum. Bozun şu büyüyü kafamdan alın şu kara bulutları. Lütfen!

11 Ocak 2011 Salı

Tehlikenin farkında mısınız?


Sorumluluk sahibi her 4. sınıf öğrencisi gibi dört senedir kalmakta olduğum inkılap dersinin artık verilmesi gerektiğini idrak etmiştim. Kemalizmin şu an hangi sürümünün kullanımda olduğunu bilmediğim için, derse devam eden güncel beyinlere ihtiyaç duydum. Rica ettim notların fotoğrafını çekip bana mail attılar. Alt tarafı 20 Mb dosya indireceğiz 1,5 saat diyor. Olmaz bu iş böyle "internet çok yavaş Orçun, gel daha hızlıya geçelim," dedim "hee tamam" dedi. Onayı alınca Telekom'u aradım, telefon numarasını girdim, bant kaydı bana numaramızın bulunduğu bölgede çalışma olduğunu, internetin yavaş olabileceğini, eğer bunun dışında bir şey yapacaksak 3'e basmamız gerektiğini söyledi. Pişkinliğin bu kadarı. Adam bunu şikayetten saymıyor bunun dışında bir şey yapacaksanıza geçiyor hemen. Neyse, hem notlar inmek bilmiyor hem de "Uykusuz her gece" sloganı içerken yarasa da ders çalışırken yaramıyor arkadaş! Uyumam lazım sabah çalışırım dedim. Sabah 7'ye niyet ettim 8'de kalktım. Notları okumaya başladım, "Beautiful Mind" filmindeki John Nash gibi sanki ekrana bakarken sorular kendiliğinden parlıyordu. Okumam gereken yerlerden çok emindim. Dört yılın tecrübesi boru değil tabii. Derken bir anda bilgisayarda parlayan o resimler tamamen karardı. Lanet olasıca elektrik daha kötü bir zamanda gidemezdi herhalde. Saate baktım 09:07 AM, arkadaş Kemal Paşa haber aldı da mı kestirdi anlamadım. Yukarıdan buraya emrin gelmesi iki dakikayı bulmuş olabilir tabii... Sınava iki saatten az var. Gittim, ya 2. ya 3. sınıftan kalma notlarımı buldum ve oradan çalışmaya devam ettim. Yirmi dakika sonra elektrik geldi bilgisayarı tekrar açtım. Yüz sayfalık notu on sayfaya indiren arkadaşların notunu beş sayfaya düşürdüm, kağıda yazdım. Notlara son bir göz atarken, geçen senelerden hatırladığım "bilmem ne antlaşmasında imzayı atan isim"e bakmak için Google'a durumu anlattım. Sağ olsun beni kırmadı http://www.maxicep.com/turk-ve-dunya-tarihi/antlasmalar-konferanslar-23584.html adresinde aradığım cevabı buldum. Şaka gibi sanki futbolcu transfer ediyorsun, kim attıysa attı ulan imzayı sana ne! Zaten böyle bir sitenin üstlendiği milli şuur göz yaşartıcı o da ayrı. Sınava bir saat kala sayfaları da elime alıp evden çıktım. Dolmuşa bindim, notları çıkaracağım ama tırsıyorum. Hayır arkadaş benim bir dolmuş profilim var, genelde yolcu tarafından kapağı bile zor okunan dolayısıyla bana bir anda 5 level atlatan kitaplarla dolaşmaya alışığım. Sadece ben alışmış olsam bir derece yolcular da alışık. Allah muhafaza "Ulaş yakıştı mı şimdi sana Rauf Orbay, Refet Bele" dese bir daha tövbe dolmuşa binmem. Üniversitede hiç kopya çekemedim ama dolmuşta sanki kopya çekiyormuş heyecanıyla notları çalıştım. Okula gelmeye yakın telefonum çaldı. Hani belki uyuya kalmış olabilirim diye insanlar dürtme ihtiyacı sezmiş. Tabii vizeden düşük alan arkadaşlar finale gelmiyor. Halbuki ben durumun vehametinin farkında bir 4. sınıf olarak, bir sınava ilk defa yarım saat erken gelmiştim. Vizem 70 olmasa belki o bilinç biraz daha düşebilirdi ya neyse. Her tarih sınavında olduğu gibi orta bahçe yine "Sosyoloji Bölüm Yemeği"ni andırıyordu. Her sınıftan, her renkten, her cinsten tarihten kalmış olan mağdurlar birbirleriyle not paylaşırken, ben de deneyim aktarımı yapıyordum. Sloganımız belliydi, "bu sefer geçiyoruz,"... Sınav kağıdı önüme geldiğinde önce bir süzdüm, sonra kafamı kaldırıp etrafıma baktım, sonra tekrar kağıda döndüm. Namaz gibi bir ritüel bu da her sınav yaparım. Arkadaş böyle sorular olmaz olsun ya! "Sivas Kongresi'ndeki bildiriyi imzalarken tereddüt eden aşağıdakilerden hangisidir ?". Ulan gözü mü seyirmiş, kaşı mı oynamış, nereden biliyorsun psikanaliz mi yaptın bre deyus! İnkılapla, inkılap olma Ulaş sen yap dedim. Yapmaya yaptım ama kestiremiyorum kaç alacağımı bir türlü. Sınavdan çıktım kimse üzülmüyor, "nasıl geçti?" diye soruyorum, "ha ha ha sıçtık" diyorlar gülerek. Lüks böyle bir şey işte, ikinci üçüncü sınıftayken lüksün oluyor, her gün sana bayram. "Oğlum istatistiği ne yaptın ?", "ha ha ha ben girmedim bile vizeye", "ee ne olcak ?", "seneye alırız ya...". Arkadaşlar "bıldır yediğimiz hurmalar bu yıl götümüzü tırmalar" haberiniz ola! İnkılapla alay olmaz, estauzübillah küfre kaçar.

4 Ocak 2011 Salı

Lucifer düşer...


Birileri baş kaldırmalıydı... herkes haykırırken o susamazdı. Yapılması gerekeni yaptı, kanatsız da yaşayabileceğini anladı. İnsanlara kadim gibi görünenlerin bir zamanlar sorgulanabilir olması gerçeğiyle yaşayamazdı. İnsanlar için baş kaldırdı, insanlar yüzünden lanetlendi. Tanrı onu iradeli yaratmış iradesiz gibi davranmasını istemişti. Bu yükün altında kalmaktansa Tanrısız kalmayı tercih etti...