12 Haziran 2010 Cumartesi
Machine in my head.
7 Haziran 2010 Pazartesi
Yolculuk

Yakın geçmişimle uğraşıyorum bu sıra. İnsanların hayatında kendime bir yer bulmaya çalışıyorum. Kayboluyorum çoğu zaman, yolumu bulamıyorum. Bu yüzden rahatsız oluyorum, rahatsız ediyorum. –huzursuzluk böyle bir şey işte albayım- Hayatıma hep bildiğim yollar üzerinde devam etmişim, meğer hep kaçak dövüşmüşüm. –hatta biliyor musunuz ben hiç dövüşmedim, dayak yedim arada bir polisten falan o kadar- Yine bildiğim gibi yapacağım biliyorum. Biraz bilmediğim yollarda dolaşıp hikâyeler toplayacağım ve sonra evime dönüp onlarla eğleneceğim, kendimce.
Gider miyim buralardan? Kim bilir, belki. Tek başıma olmaz ama bu. yanımda götürmem gerekenler var, bekleyerek, acele ederek, ısrar ederek, deneyerek, yanılarak, ama sonunda yaparak. Giderim, gideriz, belki.
6 Haziran 2010 Pazar
Kader.
20 Yaşından Sonra Elektronik Müzik Dinlemeye Başlayanlara Öğütler.
3 Haziran 2010 Perşembe
25 Mayıs 2010 Salı
Kimdi Pinochet?
"Aslında kimdi Pinochet, kapitalist ihtilaliyle ve yirmi yıl süren baskı rejimiyle Şili’ye damgasını öylesine vuran o asker kimdi? […] Ondan neden bu kadar korkuluyordu? Ona neden bu kadar hayranlık duyuluyordu? […] Öyle sanıyorum ki onu anlayabilmek için Mario Vargas Llosa’nın Teke Şenliği ya da Gabriel Garcia Marquez’in Başkan Babamızın Sonbaharı gibi romanları okumak yerinde olur, çünkü o yazarların öylesine güzel tanımladıkları o tipik Latin Amerikalı başkomutan tiplemesiyle pek çok ortak yanı vardı onun. Sert, soğuk, kaypak ve otoriter bir adamdı, bir kurum olarak orduya duyduğunun dışında sadakat kaygısından da duygusundan da yoksundu, General Carlos Prats ve daha başkaları gibi işine geldiğinde öldürttüğü silah arkadaşlarına karşı vefa duygusu yoktu içinde. Kendisinin vatanı kurtarmak için Tanrı ve tarih tarafından seçildiğine inanıyordu. Nişanlara, askeri şatafata bayılırdı; kendi kendisine manyaklık derecesinde hayrandı, hatta kendi adını taşıyan, kendi imajını sürdürüp korumaya yönelik bir vakıf bile kurmuştu. Kurnaz ve ihtiyatlıydı, köylü tavırlıydı ama istediğinde cana yakın olabilirdi. Kimilerince beğenilen, kimilerince nefret edilen, herkes tarafından korkulan bu adam, tarihimizin çok büyük bir gücü en uzun süre elinde tutan şahsiyeti olsa gerek”.ISABEL ALLENDE
